Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ile “14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü”

Dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar toprağa bağımlıdır. Gelecek, çiftçilerin bereketli elleri ile korunduğu için, toprağa her zaman değer veriyoruz.  Ekolojik yaşam bilinci meydana getirmek ve insanların doğa ile uyumlu yaşamasını desteklemek amacıyla birçok çalışma gerçekleştiren Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ile  “14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü” için sohbet ettik. “Bir tohum, yaşamın sonsuzluğunu temsil eder.”Victor Hugo1. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin insanlar için çok değerli amaçlar üzerine kurulduğunu biliyoruz. Derneğin nasıl kurulduğu hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? 

Buğday hareketi 1990 yılından beri Türkiye’de ekolojik yaşam konusunda çalışmalar yapıyor, 2002 yılından beri de bu çalışmalarını Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği adıyla sürdürüyor.Amacımız; tek tek bireylerde ve bir bütün olarak toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığı oluşturmak; ekolojik dengelerin geri dönüşü olmayacak hız ve biçimde bozulması sonucunda ortaya çıkan sorunlara çözüm yolları sunmak, doğa ile uyumlu yaşamı desteklemek. 2. Çiftçilik tüm dünya üzerinde var olan önemli bir geçim yöntemidir. Türkiye’deki çiftçiliğin dünya ülkelerine göre geliştiğini söyleyebilir miyiz? 

Gelişme kavramı bence doğru bir kavram değil; çünkü yalnızca verim, modernizasyon gibi teknik sonuçlarla değerlendirilen bir olgu. Evet, her ne kadar son yıllarda durum tersine dönmeye başlasa da Türkiye’deki tarımsal üretim Dünya ölçeğinde istatistiksel olarak önemli bir konumda olabilir.Ancak istatistiksel olarak diğer ülkeleri yakalamaya çalışırken, biyo çeşitliliğimizi korumak, doğaya ve hiçbir canlıya zarar vermeden üretim yapmak da önemli. Kaldı ki, gelişme açısından da, birçok üründe artık dışa bağımlı hale gelmiş durumdayız. 

3. Çiftçilerin tarımla uğraşırken uygulamaları gereken yöntemler nelerdir? 

Buğday Derneği olarak yerli / atalık tohumu ve ekolojik üretimi savunuyoruz. Yerli tohumlar yıllar boyunca değişen koşullara uyum sağlayarak günümüze ulaşmayı başarmış örnekler olduklarından tarımın sürdürülebilirliği ve bu toprakların biyo-çeşitliliği açısından çok önemli. Bunun dışında yine doğaya ve hiçbir canlıya zarar vermeden bu üretimi gerçekleştirmek, yani ekolojik yöntemleri tercih etmek de önemli. Kısa vadede daha fazla verim elde etmek adına toprağa ve doğaya zarar veren konvansiyonel yöntemler yerine atalarımızın yüzyıllardır uyguladıkları ekolojik tarım yöntemlerini yaşatmalı ve sürdürmeliyiz.

4. Türkiye’deki çiftçiler, ülke kalkınması için çok büyük rol oynuyor. Teknolojinin hızla geliştiği ülkemizde, onların işlerini kolaylaştırabilecek teknolojik ürünler ya da makinelerden bahsedebilir misiniz? 

Makineleşme ve teknoloji yalnızca tarımda değil, insanlığın tüm pratiklerinde bir yandan kolaylaştırıcı ama bir yandan da benimsenen yöntemler nedeniyle yabancılaştırıcı bir işleve sahip oldu. Gelişen teknolojiyi hayatlarımızı kolaylaştırmak adına benimseyip uygulamak önemli, ancak bu teknoloji bizim doğaya yabancılaşmamıza, onu kontrol edip sömürmemize neden oluyorsa uzun vadeli olarak tehlikeli bir yola sokuyor. Dünya kaynakları insana ait değildir, bu kaynakları diğer canlılarla birlikte ortak olarak kullanıyoruz; bunu unutmamalı ve alışkanlıklarımızı bunu göz önüne alarak oluşturmalıyız. Bir yandan durum böyle, bir yandan ise teknolojiye erişim ülkemizde halen yetersiz. Traktör kullanımı açısından bile bu olanağa erişemeyen üreticilerimiz mevcut; kaldı ki “akıllı tarım” gibi uygulamalar bu yüzden yalnızca butik yöntemler olarak şu an varlığını sürdürüyor.

5. Çiftçiler neden dünya için kıymetlidir? Çiftçiler olmasaydı, dünya nasıl olurdu? 

Hayatımızı sürdürebilmemiz için beslenmemiz gerekiyor; besinlerimizin ana kaynağı ise yüzyıllardır değişmedi; tarım. Bu yüzden zaman ve şartlar değişse de tarım insanlık için halen önemli. Bir şekilde tarımsal üretim yetersiz olsa ya da sürdürülemez olsa ilk etkisi kıtlık ve açlık olurdu. Yani insanlık varlığını sürdürmekte çok büyük sıkıntılar yaşar, hatta sürdüremezdi.

6. Gelişmiş tarım yöntemleri nelerdir? Bu alanda çiftçilerin ve toplumun kalkınması adına ne gibi projeler yapılmaktadır? 

Teknolojik olarak en gelişmiş yöntemler “akıllı” sistemler. Bunların uygulandığı örnekleri dünyada ve ülkemizde duyuyor, görüyoruz. Ancak buradaki temel sıkıntı, tarımda uygulanan bu teknolojik yöntemlerin minimum kaynaklardan maksimum verimi almayı hedefliyor olması. Bu durum ise geçici bir süreliğine olumlu sonuçlar verse de, uzun vadede toprağa ve doğaya zarar verdiği için tasvip edilemez. Amaç yalnızca verim olmamalı; sağlıklı, güvenilir ve sürdürülebilir gıdaya ulaşmak en önemli ihtiyaç. Bu yüzden gelişmiş tarım yöntemleri ile doğal tarım yöntemleri arasında bir uzlaşı, bir birliktelik yakalanmalı.

7. Sektörel olarak çiftçilikte üreticilerin yaşadıkları sorunlar nelerdir? Bu alanda onlara destek olmak için neler yapılabilir?

Biz yerli tohumları çok önemsiyoruz. Anadolu’daki biyolojik ve kültürel çeşitliliğin bir sonucu olan yerli çeşitlerin her biri, hem gıdanın sürdürülebiliriliği, hem gıda bağımsızlığımız, hem besleyici değerler, hem de damak tadımızın devamlılığı için bir anahtar niteliğinde. Yaşamın sürekliliğini temsil eden atalık tohum çeşitleri, iklim değişikliklerine uyumu, besleyici değeri ve lezzetinin yanı sıra biyolojik çeşitliliğin devamı ve gıda güvenliğimiz için büyük öneme sahip.

Buğday Derneği olarak, tarımsal biyolojik çeşitliliğin korunması, kırsal yaşamın devamlılığı ve doğa dostu geleneksel yaşamın sürekliliğinin sağlanması amacıyla hayata geçirdiğimiz projelerde her fırsatta yerli tohumlarımızın önemine dikkat çekiyoruz. 2006 yılında kabul edilen Tohumculuk Kanunu ile kayıt altına alınmamış yerel tohumların satışı yasaklandı. Bunun üzerine Buğday Derneği olarak, Adım Adım Oluşumu bağışçılarının desteğiyle, kendi olanaklarımızla geliştirdiğimiz “Tohum Takas Ağı” projesini başlattık. Bu sayede küçük üreticiler ve tohum severler arasında yerel / atalık tohumların serbest bir şekilde takas edilerek kaybolmasını önlemek ve yayılmasını sağlamayı amaçladık. Proje, geleceğimizin teminatı olan tohumlarımızın korunarak yaygınlaşmasını ve bu konuda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Proje kapsamında, yok olmak üzere olan ya da nesli tehlike altına girmekte olan atalık tohumlarımız başta olmak üzere, üretimde çeşitli nedenlerle artık kullanılmayan yerli tohum çeşitlerimiz araştırılarak temin edildi, ardından bazı TaTuTa çiftlikleri ile diğer ekolojik üretim yapan çiftliklerde ekimleri sağlandı. Sistem sayesinde her ekilen tohumdan alınan yeni tohumlar sitemiz aracılığıyla takas ediliyor, paylaşılıyor. Aynı zamanda bu tohumlar, yerel tohum çeşitlerinin korunmasının gerekliliğine inanan balkon bahçecilerine ve kent bostanlarına da ulaştırılıyor.

Sitenin amacı yerel tohumların kullanıcılar arasında serbestçe takas edildiği ve tohumların takas/ekim deneyimlerinin dijital ortamda takip edilebildiği ücretsiz bir platform sunmak. Söz konusu yerel tohumları, geliştirdiğimiz internet sitesinde, takas kuralları ve etiği çerçevesinde- tohum severlerin kullanımına sunduk. Sitede yer alan yazılım altyapısı sayesinde, ekilecek ve takas edilecek tohumların yıldan yıla izi sürülebilecek ve ekime dair detaylı teknik bilgiler kaybolmadan arşivlenebilecek. Aynı zamanda sistemdeki bu takip edilebilirlik ve bilgi paylaşım özelliği Türkiye’de bir ilk. İlk etabını 2014 yılı kampanya desteği ile kurduğumuz internet sitesini, geçen yıl Sivil Düşün programından aldığımız destekle geliştirerek tamamladık ve hayata geçirdik.Tüm bu faaliyetler sonucunda yerel tohum çeşitlerinin korunmasına inanan tüm çiftçi ve tohum severler arasında bir yerel tohum takas ağı oluşuyor.Projeyle ilgili daha geniş bilgi edinmek isteyenler, tohumtakas.org sitesinden ulaşabilirler. 

8. Organik tarım nedir? Çiftçiler organik tarıma nasıl başlayabilir?

 Ekolojik tarım, doğa kurallarına, ekolojik bütünün işleyişine uygun, doğaya ve insana zarar vermeyen yöntemler kullanılarak yapılan üretim yöntemidir. Ekolojik tarımda üretim ve hatta tüketimin bütün aşamaları, yöntem, girdi, sosyal-etik değerler, doğal döngülerin sürdürülebilirliği gözetilerek, üretim ya da tüketim ağındaki her bireyin bu konulardaki farkındalığı ile gerçekleşir. Ekolojik tarıma geçmek isteyen çiftçiler öncelikle bu koşulların bilincinde olmalı ve kontrol ve sertifikasyon kuruluşuna veya kontrol kuruluşuna gerekli belgeleri hazırlayarak başvurmalıdır. Bu konuda detaylı bilgiyi www.bugday.org’dan elde edebilirler.

9. New York’ta insanlar, evlerinin çatılarında organik tarım yapabiliyorlar. Türkiye’deki büyük şehirlerde de bu gibi yöntemler uygulanabilir mi? İnsanlar nasıl kendi evinin çiftçisi olabilir? 

Kentlerde yaşayan insanlar olarak öncelikle tercihlerimizin çok önemli olduğunu bilmemiz gerekir. Hangi gıdayı, hangi ürünleri tercih ettiğimiz; ekolojik üretimin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor. Şehirde yaşayanlar yapacakları seçimlerle yerel tohumu ve doğa dostu tarım yapan çiftçileri destekleyebilir. Doğa dostu üretim yaptığından emin oldukları çiftçilerden, %100 ekolojik pazarlardan alışveriş yapabilirler. Bunun dışında belirttiğiniz üzere evlerinin çatılarında, balkonlarında, varsa bahçelerinde yerli tohumları kullanarak kendi ürünlerini yetiştirebilirler. Önemli olan toprakla bağımızı koparmamak.Hikayeler önemlidir, gıdamızın hikayesine ne kadar hakim olursak gezegenimizin geleceğini o denli güvenli şekilde inşa edebiliriz.

10. Tek çeşit bir tohum üretimine mecbur olmak, açlığın geldiğinin habercisi sayılabilir. Peki, çeşitliliği sağlayan yerli tohumları korumak için ne gibi çalışmalar yapılabilir? 

Ülkemizin sahip olduğu biyolojik ve kültürel çeşitlilik hepimizin malumu. Biyolojik ve kültürel çeşitliliğin paydaşı olan bir diğer çeşitlilik de tarımda kullanılan bitkilerin çeşitliliği. Tarımsal genetik kaynaklarımız, gerek değişen piyasa şartları ve buna bağlı olarak tarımda monokültürleşme süreçleri, gerek kırsal nüfusun azalması ve geleneklerini bırakması gerekse de doğadaki değişim (iklim değişikliği gibi) süreçleri nedeniyle ciddi oranda yok oluyor, azalıyor ve bırakılıyor. Buna bir de mevcut “ana-akım” tarım sistemlerinin tektipliliği yüceltmesi, tohumu bir meta haline getirmek isteyen dev tarım şirketleri ve tüketicinin sağlıklı bilgiye ulaşmasını önündeki engeller ekleniyor. Yerli tohumları desteklemek için onları elbette korumak çok önemli, ancak onları sandıklarda tutmanın hiçbir faydası yok. Daha önemli olan onları toprakla buluşturmak. Yerli tohumların takas edilip toprakla buluşturulduğu Tohum Takas Ağımıza katılabilir ve yerli tohumla üretim yapan ekolojik çiftlikleri destekleyebilirsiniz.

11. Türkiye’de son dönemlerde ekolojik çiftlikler kurulmaya başlandı. Ekolojik çiftlikler nasıl oluşturuluyor?

Sizce insanlar bu ekolojik çiftlikleri tercih etmeli mi? Buğday Derneği’nin ilkini 2006 yılında açtığı %100 Ekolojik Pazarlar sayesinde ekolojik ürünler açısından bir iç pazar oluşmuş durumda; bu da çiftçinin ekolojik üretimi tercih etmesini kolaylaştırıyor. Onun dışında ekolojik üretim ve ürünlerle ilgili yapılan yayınlar ve bilinçlendirme çalışması da ekolojik çiftliklerin oluşmasında oldukça etkili. Bu çiftlikler kesinlikle desteklenmeli; peki bunu nasıl yapabiliriz? Daha önce de belirttiğimiz gibi onların ürünlerini almayı tercih edebiliriz. %100 Ekolojik Pazarlar’dan ya da doğrudan çiftliklerle iletişim kurarak, gıda topluluklarına katılarak ya da kendi topluluğumuzu kurarak, ekolojik çiftlikleri destekleyerek. Röportaj:  Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği İletişim Sorumlusu Turgay Özçelik   

Tags:

ads
  • Farklılıkları görebilen, yepyeni deneyimleri arayan, dünya mutfak kültürlerini ve arkasındaki insanları merak edenleri bir araya getiriyoruz. Özel tarifler, gurme yemekler, dünya mutfak kültürleri, röportajlar, yeme-içme trendleri ve sağlıklı yemekler...

  • Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • adınız *

  • email *

  • website *

Bunları da kaçırmak istemezsiniz

Doğal ve Sağlıklı Yaşam

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Görgülü ile bu hafta doğal ortamda beslenen hayvanların tüketilmesi ve ...

İtalyan Lezzetleri ile Eataly

Kaliteli İtalyan lezzetlerini, bizlerle paylaşan Eataly, peynirden risottoya, taze etlerden makarnalara, hamur işlerine kadar ...

Yüksel Aksu ile Sinema ve Yemek

1993 senesinde İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü’nden mezun olan ...

Wilco Van Herpen İle Türkiye Keşfi

Keşif, fotoğraf ve lezzetli yemekler deyince akla gelen isim: Wilco Van Herpen. Türkiye’de gizli ...

Diyet Türleri Nelerdir?

” Sayısız miktarda diyet türleri var. İçerikleri ve uygulanış şekilleri birbirlerinden az veya çok ...

Bir Damla Su

“Enerji ya da düşüncelerimiz suyun yapısını değiştirebilir.”  “Bir Damla Su” kitabının yazarı olan ve ...