Fiziksel Açlık – Duygusal Kökenli Açlık

Bazen siz de ne kadar çabuk acıktığınızı ve dahası bu açlığın sebepsiz olduğunu hiç hissettiniz mi? Yani; daha yeni yemek yemişsiniz ama aklınızda yine de yemek varsa, öğle yemeğinden kalkalı bir saat olmuş ama çeşitli sağlıksız atıştırmalıkları hayal edip heyecanlanıyorsanız, bu yazı size yardımcı olabilir.Atıştırmanın normal sayıldığı, hatta teşvik edildiği modern beslenme tarzında, fiziksel (gerçek) açlık ile duygusal kökenli açlığın farkını artık bilmiyoruz bile. Yukarıda saydığım gibi; aklında hep yemek olan kişiler maalesef kendilerini ‘obur’ olmakla eleştiriyorlar ve suçluluk duyuyorlar. Aslında olay duygulardan geçiyor. Yani, o anda istemediğimiz duygularımızı bastırmak için yemek yiyor, beynimize ödül sinyali gönderen yüksek şekerli ve yüksek karbonhidratlı gıdalara yönelerek rahatlama sağlıyoruz. Bu mekanizmayı anlamak için bir bebeği gözlemlemekte fayda var. Daha anne karnındayken parmağını emmeye başlayan insan yavrusunun beyninde bir takım farkındalıklar oluşur. Şeker ve karbonhidrat beyindeki ödül mekanizmasını tetikler. Ayrıca emme hareketi rahatlatıcı bir hareket olarak tanımlanmıştır. Bunun böyle olmasının çok önemli bir sebebi var: Bebeğin hayatı annesinin sütünü içmesine bağlıdır.Henüz çiğnemeyi bilmeyen ve tat alma duyusu tam olarak gelişmemiş olan bebek anne sütünü beğensin ve emme hareketiyle kendini güvende ve rahat hissetsin ki insan nesli devam etsin. Bu yüzden de anne sütünde bulunan laktoz (bir çeşit şeker), beyindeki ödül mekanizmasını tetikler. Aslında bebek, anne sütüne bağımlıdır. Bu çok hayati bir durumdur. Yoksa bebek bir gün sütün tadını beğenmediğine karar verirse yaşama şansı neredeyse yoktur. Bu mekanizmanın hazır mamanın bulunmadığı ilk insanların yaşadığı dönemden geldiğini hatırlamakta fayda var tabii. 🙂 Kısacası, duygularımızı bastırmak için ağzımıza bir şeyler atmak aslında doğuştan gelen bir rahatlama yöntemi. Ama tabii koca insanlar olup duygularımızı ifade etmeye başlayınca, onları bastırmak yerine bu duyguların bize ifade ettiklerini anlamak gerekiyor. Yoksa kendimizi, yiyerek uyuşturan insanlar haline geliyoruz. Duygularımızı bastırmak için mi yiyoruz yoksa gerçekten acıktık mı? Bunu anlamak için öncelikle gerçek açlık nedir, ona bakalım:Fiziksel olarak acıkma (dengeli bir kan şekerine sahip olduğunuzu ve bu konuda – diyabet, hipoglisemi, insülin direnci gibi- bir hastalığınız olmadığını varsayıyorum), kademeli olarak gelir. Mideniz kazınmaya ya da guruldamaya başlar. O an çeşitli yiyecek opsiyonlarına açıksınızdır ve yediğiniz zaman doyduğunuzu, yemekten tatmin olduğunuzu hissedersiniz.Ancak, duygusal acıkma sırasında, yine duygusal olarak inişli çıkışlı zamanlardan geçerken, endişeli/üzgün/öfkeli/stresli hissederken kendimizi yiyeceklerle rahatlatmaya çalışabiliriz. Amacımız beslenmek için değil, bu hisleri bastırmak için yemek yemektir. Duygusal açlık bir anda gelir ve o an yemek yemeyi engellediğinizde öfkelenmeniz olasıdır. Genelde yüksek karbonhidratlı ya da yüksek şekerli pizza, makarna, dondurma gibi besin değeri düşük gıdalara yöneltir. Yerken hızlıca ve bir çırpıda, normalde yediğinizden ya da midenizin alacağından çok daha fazla yedirir. Ve bütün bunların sonucunda kişiye kendini suçlu hissettirir. Eğer siz de zaman zaman gelen ve kendinizi fiziksel ve duygusal olarak kötü hissettiren umarsızca gelen yeme ‘krizleri’ yaşadığınızı düşünüyorsanız, şu adımlar yardımcı olabilir: 1. Bir bardak su için. Bir çok zaman susuzluk ile açlığı maalesef bir birine karıştırabiliyoruz. Su içten sonra bir sonraki adıma geçebilirsiniz. 2. Kendinize 5 dakika verin. Bu beş dakika boyunca hiç bir şey yapmadan ne hissettiğinize odaklanın. Bu sırada ‘yememem lazım’ gibi bir direktif yerine ne hissettiğinizi araştırdığınızı ve yeni bir şey denediğinizi kendinize hatırlatın. Duygunun ne olduğunu fark ettiğinizde yeme isteğinin azalması sık görülen bir durum. 3. Mutlaka yemek istiyorsanız bir portakalı (hem tatlı hem de besin değeri yüksek) ya da sevdiğiniz başka bir meyveyi (kişisel tercihim hurma) sakin bir ortamda yavaş yavaş yemek. Yediğiniz şey her ne kadar istediğiniz şey olmasa da, ona sanki güzel bir dilim pastaymış gibi, mutlaka oturarak, yavaş yavaş ve tadını çıkararak yemeyi deneyin. 4. Gün içinde kalori alımınız eğer çok düşükse, özellikle gece gelen atıştırma isteği sık görülen bir durumdur. Güne sağlam bir kahvaltıyla başlamak kan şekerinin gün boyu dengeli kalmasını sağlar. 5. Hayat içinde sizi tetikleyeceğinizi bildiğiniz durumlarda (örneğin stresli bir toplantı), nefesinize odaklanarak rahatlamaya çalışın. Eğer bir yeme krizi bünyenizi vurursa, bunun sebebinin bu olumsuz duygu olduğunu kendinize hatırlatın. Sağlıklı günler dileğiyle,Pınar

Pınar Taşkınlar hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, Facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

 

Şehirde ve Sağlıklı:  www.facebook.com/sehirdevesaglikli

 

Sağlık Koçu Pınar Taşkınlar, beslenmenin sağlımıza etkisi, kronik hastalıkların engellenmesi ve sağlıklı yaşlanma üzerindeki önemi hakkında dünyaca ünlü doktorlar ve bilim insanlarından eğitim aldı. Institute of Integrative Nutrition mezuniyetini takiben beslenmenin hastalıkların engellenmesi üzerindeki önemini derslerinde ve bireysel seanslarında anlatan Pınar, kişilere sağlıklı bir hayat tarzıylapotansiyellerine erişmeleri için yardımcı oluyor. 

 

ads
  • Farklılıkları görebilen, yepyeni deneyimleri arayan, dünya mutfak kültürlerini ve arkasındaki insanları merak edenleri bir araya getiriyoruz. Özel tarifler, gurme yemekler, dünya mutfak kültürleri, röportajlar, yeme-içme trendleri ve sağlıklı yemekler...

  • Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • adınız *

  • email *

  • website *

Bunları da kaçırmak istemezsiniz

Kuşkonmazlı Somonlu Poşe Yumurta

Kuşkonmazı nasıl pişireceğini ve ne ile tüketeceğini bilemeyenler için muhteşem bir tarif veriyoruz. B1, ...

Tok Tutan 7 Besin

Bazı besinler diğer yiyeceklere oranla tokluk hissini uzun vadede sürdürebilme yeteneğine sahiptir.  Bu etkiye ...

Kanseri Önleyen Besinler

Tüm dünyada kansere yakalanma oranları her geçen gün daha fazla artıyor. Yaşadığımız çağın doğallıktan ...

Beraber Yendiğinde Faydası Artan Besinler

Bazı besinler bir arada tüketildiğinde, tek başına tüketildiğinden çok daha fazla faydalıdır. Bunlar acaba ...

Hayatımızı Kolaylaştıracak 10 Mutfak Pratik Bilgisi

Mutfaklarımızda kimi zaman meyve ve sebzeleri saklamak, kimi zaman bir konservenin kapağını açmak, kimi ...

Siyah Pirincin Faydaları Nelerdir?

Siyah pirincin bilinmeyen faydaları: Bol magnezyum: İçeriğinde magnezyum özelliği ile kemik, kalp ve sinir ...