Doğal ve Sağlıklı Yaşam

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Görgülü ile bu hafta doğal ortamda beslenen hayvanların tüketilmesi ve sağlıklı beslenme adına röportaj yaptık. Doğal ve sağlıklı yaşamla ilgili tüm tavsiyeleri inceleyebilirsiniz.  1. Doğada serbest yetişen hayvanlar, günümüzde besi çiftliklerinde yetiştiriliyor. Hayvanların beslenmeleri sizce ne kadar doğal? Satın aldığımız etin bize ne kadar faydası var?Doğada serbest yetişen hayvanlar milyonlarca yıl atalarımızın doğal beslenme kaynaklarından biri olmuştur. Ancak bu besin kaynaklarını oluşturan hayvanlar doğada gezinen, koşan hayvanlar olduğu için, bu hayvanlarda yağ oranları ve özellikle doymuş yağ oranları da düşüktür. Bu da binlerce yıl boyunca av hayvanlarını avlayarak beslenen atalarımızda, bu hayvanların yağlarına karşı bir uyum gelişmiştir.  Bizler bedenlerimizi atalarımızdan miras aldık. Atalarımız nasıl yaşadı ve beslendiyse bugün bizlerin de bedenleri bu yaşam ve beslenme biçimine uyumludur. Örneğin ağır spor yapmak bedenlerimiz için uygun değildir. Bunun gibi son birkaç yüzyılda yenilmeye başlanan şeker ve rafine şeker ürünlerine karşı da vücudumuz uyumlu değildir. Benzer şekilde hareketsiz besi çiftliği veya ahır hayvanları da vücudumuzun uyum sağlayabileceği beslenme kaynakları değildir. Ancak elde edilen et miktarını arttırmak ve daha kolay elde etmek için bazı hayvanlar evcilleştirilmiş ve ahır hayvanı konumuna getirilerek hareketsiz veya oldukça az hareketli bir yaşama mahkum edilmişlerdir. Bu yaşam biçimi ahır hayvanlarının et ve yağ miktarlarında değişimlere yol açmıştır.Doymuş yağ oranları artmış ve bu da vücudumuza daha fazla zarar vermesine neden olmuştur. Üstelik bu hayvanların beslenmesinde katkılı yemler kullanılmaya başlandı. Katkıların vücudumuz yapacakları etkiler konusunda derin şüpheler mevcuttur. Bu hayvanlardan elde edilen etlerin yenmesiyle vücudumuza enerji sağlıyoruz. Ancak bu enerjiyi elde etmenin bedelini de ödüyoruz. Özellikle yapısı değişmiş olan yağları, vücudumuza yarardan çok zarar vermektedir.Yapılan değerlendirme bu etlerden hiç yenilmemesi anlamına gelmiyor. Ölçülü miktarlarda yenmesinde sakınca yoktur. Kaldı ki atalarımızın beslendiği av hayvanlarında da az da olsa doymuş yağlar mevcuttur. Dolayısıyla bizlerin vücudu da doymuş yağlara karşı kısmen de olsa uyumludur ama çok tüketmemek kaydıyla.

 2. Çocuklar okulda sağlıksız gıdalar ile beslenebiliyor. Evde çocuklara sağlıklı atıştırmalık neler hazırlayabiliriz?Çocuklar ne yazık ki okullarda sağlıksız beslenmektedirler, hatta buna beslenme bile denemez. Çocuklarımızın okullara tok gönderilmesi önemlidir. Böylece çocukların okullarda satılan genellikle sağlıksız olan ürünlerden beslenmesi engellenmiş olur. Çünkü çocukların vücutları gelişim aşamasındadır. Dolayısıyla bu dönemde mümkün olduğu kadar doğal beslenmelerini sağlamak oldukça önemlidir. Karnı doyurulmuş olan ve gün içinde uzun süre okulda olması gereken çocuklarımıza meyve, tam tahıllı ekmekle yapılan sandviçler, minik doğranmış karnabahar, brokoli, havuç, kuru üzüm, kayısı, incir; fındık, fıstık, ceviz gibi atıştırmalıklar hazırlanabilir. 3. Raf ömrünü uzatmak adına paketlenmiş gıdalar ve sütler içerisine eklenen kimyasalların tehlikesinden uzak kalmak için ne gibi alternatifler tercih edilmelidir?Bu konuda söylenebilecek şey bu gıda türlerinden uzak durmaktır. Ama günümüzde bunlar o kadar çok üretilmeye başlandı ki, neredeyse bunlardan kaçmak imkansız hale geldi. Sağlıklı beslenme, organik beslenme adı altında yapılan önerilerin sakıncalı tarafı ise şu:  Evet doğal, organik beslenme günümüzde en ideal beslenme şekli. İyi ama kim bu tür besinleri elde edebilir? Ülkemizde gelir seviyeleri ortada. Düşük gelir seviyesine sahip olan insanları pahalı olan organik beslenmeye teşvik etmek çok akıllıca görünmüyor. Çünkü birçok insanın bunları satın alabilecek mali güçleri yok. Üstelik halkın büyük bir çoğunluğu şehirlerde yaşıyor. Yani yurttaşın kendisinin de üretme şansı yok. Bu durumda devletin kontrolü önemli oluyor. Devlet bu tür gıdaların üretimini bilimsel yöntemlere uyulup uyulmadığını, sağlıklı şartlarda üretilip üretilmediklerini, sıkı şekilde denetlemelidir.

4. Günümüzde bireylerin bağışıklık sisteminin eskiye oranla daha zayıf olduğunu ve özellikle çocuklarda alerjilerin arttığını görüyoruz. Sebepleri neler olabilir?Bunun birkaç nedeni var. Atalarımız milyonlarca yıl doğa ile iç içe yaşamıştır. Yakın tarihlere kadar kırsalda doğa ile iç içe yaşayan insanların sayısı, şehirlerde yaşayan insanlardan daha fazla idi. Buradan şu sonuç çıkar: milyonlarca yıldan yakın zamana kadar insan ve yavrusu doğa ile iç içeydi. Toprak, bitki, polen, hayvan artıkları gibi doğanın ürünleri ve artıklarıyla sürekli temas halindeydi. Bu temas vücudun ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin doğayı tanımasını ve daha güçlü olmasını sağlayan önemli bir faktördür.Bizler doğanın evlatlarıyız ve sürekli doğa ile iç içeyiz. Doğadan kopuk bir yaşam düşünülemez. Ancak son birkaç yüzyılda insanlar sıkı bir şekilde bir arada ve toplu konut, apartman, site gibi beton yığınları arasında yaşamak zorunda kaldılar. Bunun sonucu doğada bulunan tozla, toprakla, polenlerle, bitki artıklarıyla, bakteri ve virüslerle temas azalmıştır. Böylece insan vücudu, dolayısıyla bağışıklık sistemi doğayı, eskisi gibi, tam anlamıyla tanıyamamaya başlamıştır. Bu da bağışıklık sisteminin güçlenmesini engelleyici bir durumdur. Yani bağışıklık sistemimiz eskiye oranla daha güçsüz hale gelmeye başlamıştır. Sonuçta bağışıklık sistemi tanımadığı doğa ürünleri ile karşılaşınca aşırı reaksiyon göstermeye başlamıştır. Bu da alerjik hastalıklarda artışa neden olmuştur. Bu yaşam biçimine daha önceden geçmiş olan batı ülkelerinde, doğu ülkelerine göre alerjik hastalıkların daha sık görülmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur.Teorik olarak şu da öne sürülebilir: Doğa ile olan az temas ve bunun sonucunda bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi, Alzheimer, Parkinson, kanser gibi yıkıcı hastalıkların artışına yol açmış olabilir. Çünkü yabancı ile mücadele etme yeteneği gerileyen bağışıklık sistemi bu ve benzeri hastalıklar karşısında çaresiz kalmaya başlamış olabilir. Arkeolojik kazı araştırmalarımızda insan iskeletleri üzerinde kanser bulgusuna az rastlanması bu tezi doğrulayabilecek verilerden birisidir. Gerçi kazılarda elde edilen verilere göre insan yaşamının kısa olması, bu hastalıkların çok az görülmesinin nedeni olabilir. Yapmaya başladığımız kemik DNA analizleri ile bu hastalıkların olup olmadıklarının ortaya çıkarılması sonucu daha kesin bilgiler elde edeceğimizi umuyorum.

5. Tavuk alırken nelere dikkat etmeliyiz?Organik veya ilaçlı tavuk karmaşası sürmektedir. Bazı yerlerde köy tavuğu, organik tavuk, yumurta diye ne olduğu pek bilinmeyen ürünler satılmaktadır. Bu bir anlamda kafası karışmış halkı istismar etmek, bu karmaşadan çıkar sağlamaktır. Mevzuatımıza göre, tavuklarda hormon, antibiyotik kullanımı yasaktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, tartışmalı ürünlerin raflarımızı doldurduğu bu süreçte, devletin denetiminden geçmiş, etiketli ürünleri almak daha güvenlidir. Satın alınacak olan tavukların mutlaka uygun besleme stratejileri uygulanarak, sağlıklı koşullarda yetiştirilmiş hayvanlardan elde edilmiş olmalıdır. Ayrıca şu özelliklere de dikkat edilmelidir:

  • Hijyenik koşullarda üretilmiş olmalıdır.
  • Katkı ve kalıntı içermemelidir.
  • Soğuk zincir kuralları iyi uygulanmış olmalıdır.
  • Ambalajlı olmalıdır.
  • Türkiye’de üretilen piliç etleri bu özelliklere sahiptir. Ayrıca;
  • Soğuk zincir kırılmamış olmalıdır.
  • Belirlenen raf ömrünü aşmamış olmalıdır.
  • Satın alınan piliç eti ambalajlı olmalı, üzerindeki son kullanma tarihine dikkat edilmelidir.
    Piliç eti alındıktan sonra, mümkün olan en kısa sürede tüketilmeli, ya da soğukluk bozulmadan muhafaza edilmelidir. 
  • Piliç eti iç sıcaklığı 75°C olacak şekilde (içi kırmızı kalmayacak şekilde) pişirilmelidir.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Görgülü ile iletişim için mail adresinden yazabilirsiniz.  E-mail : mgorgulu27@yahoo.com

ads
  • Farklılıkları görebilen, yepyeni deneyimleri arayan, dünya mutfak kültürlerini ve arkasındaki insanları merak edenleri bir araya getiriyoruz. Özel tarifler, gurme yemekler, dünya mutfak kültürleri, röportajlar, yeme-içme trendleri ve sağlıklı yemekler...

  • Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • adınız *

  • email *

  • website *

Bunları da kaçırmak istemezsiniz

Kemik Suyu Faydaları

Sağlık Koçu Pınar Taşkınlar, beslenmenin sağlımıza etkisi, kronik hastalıkların engellenmesi ve sağlıklı yaşlanma üzerindeki ...

Spor Yapanlar İçin Doğru Beslenme

 Sonunda sağlıklı bir yaşam için bir şeyler yapmaya karar verdiniz ve spora başlıyorsunuz. Peki, ...

Yüksel Aksu ile Sinema ve Yemek

1993 senesinde İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü’nden mezun olan ...

Gebelikte Süt Tüketiminin Sırları

Süt doğal olarak bir metabolizma mucizesidir. Süt tüketimi, gebelerin gebelik dönemlerinin başından beri almaları ...

Yeşillerinizi Bir Araya Getirin

 Birbirinden farklı besinsel içeriğe sahip olan yeşil bitkiler, farklı lezzetlerde olup, farklı iklimlerde yetişiyor. ...

Yemeklere Lezzet Katan Kepekli Tahıllar

2017 yılında, restoranların menülerinde kepekli tahıllar ile yapılan pek çok lezzete rastladık. Bunun beraberinde ...