Çini Sanatının Tarihçesi

Geleneksel motiflerle süslenen bir sanat türü olan çininin tarihi, Orta Asya Türklerine dayanıyor. Günümüzde de en iyi örneklerinin Türkler tarafından sunulduğu çininin tarihine ve sofralarda ki yerini nasıl aldığına dair notlara birlikte bakalım.Orta Asya’da ilk olarak Türkler tarafından Kaşan şehrinde üretilen çiniye o dönemde kaşi ismi verilmişti. Bölgede yapılan kazılar sonucu çıkan fırın artıkları ve kırık çiniler 8. Yüzyıldan önce Türklerin Orta Asya’da çiniyi bir sanat olarak icra ettiklerini gösteriyor.

Selçuklu Devletinin Anadolu topraklarında hüküm sürmeye başlaması sonucu çininin yeni vatanı Anadolu olmuştur. Anadolu’da çini sanatının yükselişi ise 13. Yüzyılda Selçuklu mimarisinin dorukta olduğu dönemlere denk gelmektedir. Mimari alanda hem iç hem dış dekorasyonda kullanılan çini, Osmanlı kültüründe de kendine yer bulmuş ve 15. ile 17. Yüzyıllar arasında İznik çiniciliğin merkezi haline gelmiştir. Zaman içinde yeni tekniklerle gelişen çinicilik saray duvarlarını süsleyerek saraya girmiştir.  Söz konusu dönemlerde mimari ve dekorasyon amaçlı kullanılan çinilere Kaşi, tabak, vazo kupa, kase, bardak gibi türleri ise Evani olarak adlandırılmış.Günümüzde de merkezi Anadolu olan bir geleneksel bir Türk Sanatı olarak yoluna devam eden çiniler, çoğunlukla mimari ve dekor amaçlı kullanılmaya devam ediyor. Selçuklular döneminde ki kaynaklarda iksir olarak vurgulanan çininin sofralara gelişi ise Osmanlı dönemine denk gelmektedir.

Sarayda serçini olarak adlandırılan başaşçı, beraberindeki 12 usta ile birlikte padişah yemekleri hazırlamanın yanı sıra, padişahın sofrasında gerçekleşen elçi kabulü, divan gibi önemli toplantılarda kullanılan yemek takımlarından da sorumluydu. Bu yemek takımları ise tamamen çiniden oluşuyordu. Osmanlı padişahlarının saraylarında yemeklerini çini tabaklardan yemesinin nedeni ise; bu tabakların zehri gösterebilen nitelikte olmasından kaynaklanıyordu. Gerçek çini toprağı ile imal edilen çini tabaklarda sunulan yemekte zehir olması durumunda tabak üstünde hızlı bir şekilde lekeler oluşuyor ve yemekte zehir olduğu anlaşılıyordu.

Çininin bu özelliği bir anlamda Selçuklu kaynaklarında iksir olarak adlandırılmasının sebebi de olabilir mi bilmiyoruz. Ama çini sanatının görselliği ile yemek sanatının lezzetinin birleşiminden hem gözümüzün hem de midemizin doyacağı tartışmasız bir gerçek diyebiliriz.

ads
  • Farklılıkları görebilen, yepyeni deneyimleri arayan, dünya mutfak kültürlerini ve arkasındaki insanları merak edenleri bir araya getiriyoruz. Özel tarifler, gurme yemekler, dünya mutfak kültürleri, röportajlar, yeme-içme trendleri ve sağlıklı yemekler...

  • Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • adınız *

  • email *

  • website *

Bunları da kaçırmak istemezsiniz

Gökten Üç Elma Düşmüş…

İnsanlık tarihine yön veren cennetin yasak meyvesi, yerçekiminin icadının başrol oyuncusu elma, çok eski ...

Şubat Ayında Hangi Besinleri Yemeliyiz?

Besinleri mevsiminde ve doğru şekilde tüketmek hem sağlığımız hem de lezzet açısından oldukça önemli. ...

New York Chinatown’da Keşif

Chinatown’un birbirinden çeşitli lezzetlerin bulunduğu, labirenti andıran sokaklarında kaybolmanın keyfine varmak ister misiniz? New ...

Dünyaca Ünlü Mantar Çeşitleri

Dünyaca ünlü mantar çeşitleri, kremalı, sote, güveç, salata ve hatta tatlı olarak da hazırlanıp ...

10 Kolay ve Etkili Mutfak İpucu

Düzen, hijyen ve pratiklik her alanda önemlidir. Ancak mutfak için önceliktir. Mutfakta geçen zamanın ...

Cezayir Mutfağı ve Kültürü

Afrika’nın ikinci büyük ülkesi, Akdeniz ve çöl ikliminin bir arada görüldüğü, 1000 km uzunluğunda ...